HAYATIMIZIN TEK ANLAMI ÇOCUKLARIMIZ OLMALI!..
BAŞLARINA BİRŞEY GELMEDEN ÇOCUKLARINIZIN KIYMETİNİ BİLİN
İnsanoğlu hayatı boyunca bir çok çile ve meşakkatlerle karşı karşıya kalmış ve neticesinde yoğrulmuş, hamken olgunlaşmıştır. Ömrünce ben hiç acı çekmedim diyen bir insan yoktur olamaz zatende..
Acılar, musibetler hayatın tadı ve biberidir. Ağlamayı bilmeyen bir insan, gülmeden de haz alamaz. Hep gülen insanında emin olun aslında içi kan ağlıyor, kendini güldürmeye çalışarak ayakta durmaya çalışıyordur.
Anlatmak istediğim şey, aslında her keder bizi hayata biraz daha bağlamalı. Her zaman beterin beterinin olduğpunu düşünmelisiniz. Her musibetten daha beteri vardır. Her acının daha çok can yakanı var…Önemli olan, her sınavdan sonra kendimize çeki düzen vererek yeniden hayata sarılmak, içinde bulunduğumuz varlığımız ve eliimizde olanlar için şükretmesini bilmemizdir.
Benim hayata o kadar farklı bir bakış açım var ki!…Daha önceki yıllarda benim için kıymetli olan bazı şeyler, gün gelir gözümde kıymetsiz oluverirken, asıl kıymetli olan şeylere sarılırım. Biraz açayım ve sizlerde bir düşünün isterseniz.
Ufak, tepek şeylere çok sıkılır, kafayı çok takabilirdim. Çok hassas bir yapım olduğu için çok kırılırdım. En küçük bir olay ya da moral bozan şey beni altüst edebilirdi. Ama artık bu gibi şeyler beni hiç üzmeyi başaramıyor. Çünkü daima beterin beterini düşünerek, Allah’a hamdetmesini öğrendim.
Hayatımdaki en değerli şey eskiden başkaydı, şimdi en değerli şey çocuklarım oluverdi. Ana, baba, kardeş, bacı, eş bunlar değerleri dolmayacak varlıklardır hepimiz için… Benim için de öyle ama şimdi anlıyorum ki evlat hepsinden daha değerli ve önemli. Anne ve baba evladı için hiç düşünmeden canını verir değil mi? Peki Allah korusun evladınızın canı yansa, başına bir musibet gelse ne yaparsınız? Onun çektiğinin bin misli daha büyük sancıyı siz anne ya da baba olarak çekersiniz.
Mevlam herkese evlatlarını bağışlasın. Kimseleri evladı ile de imtihan etmesin. Hayattaki en değerli varlıkların kıymetini bilin. Ufak, tepek şeylere kafayı takmayıp, onlara bir şey olmaması için dua ve niyazda bulunun. Gelecekleri ile ilgili çalışın ve çalışkan, dürüst evlatlar yetiştirmek için uğraşın. Anne ve baba, ana, baba olduktan sonra asıl sorumlulukularını bilmeli ve hayata onlar için odaklanmalıdır. Evvel emanet ve mükellefiyetimiz evlatlarımızdır.
Şuanda düşünüyorumda evlatlarım olmadan önce her şeye boşa sıkılmış, kafayı takmışım. Aslında asıl önemli olan dünya hayatında, insanlar arasında onlar bizim için. Ayağı kanasa canım yanıyor ve düşünüyorum daha önce hiç bir şey canımı bu kadar yaktı mı diye? Hayır yakmamış. En derin yara Allah muhafaza evlatınızın başına bir şey gelmesidir. Bunu da Allah ne bana, ne de hiç bir kuluna yaşatmasın. Çocuklar masum, onlara bir şey olmasın.
Mal, mülk, para, şan, şöhretsiz yaşayabilirsiniz ama sağlık olmadan olmaz. Aynen evlatlarınız varsa emin olun, onlar olmadan da yaşayamazsınız.
Bazı ana ve babaların kalplerinden merhamet, çocuk sevgisi alınmış ki, evlatlarını sokağa atabiliyorlar. Evlatlarına zulüm edebiliyorlar. Evladını doğurup, çöpe bile atanlar var, ama inanın öyle ana ve babalar çoz az. Çünkü onlar doğarken vijdansız doğmuş olmalılar. Yoksa herkes için evlat çok öte bir şeydir.
Çok farklı bir durum daha var. Kimi kadınlar, başka koca için çoluğundan, çocuğundan geçiyor, kimi babalar da başka kadın için çocuklarından geçiyorlar ya, işte bu karekterdeki insanlar da hem vijdansız hem de yüreği kara insanlardr. Çünkü evladın yerine insan ana ve babasını bile koyamazken, elin insanı için evlattan geçilir mi? İşte bu gibi şahsiyetler, dünyada sadece nefsi ve hevası için yaşarlar. Nefislerinin istediği için, değil evlat, dünyayı satarlar.
Evlenirken eşine deli gibi aşık olan bir anne, bebeği dünyaya geldiği vakit, o aşkın tümünü evladına verir. Elinde değildir, artık evladı onun tek aşkı oluvermiştir. Ondan değerli ne eşi, nede hiç bir şey yoktur artık.
O zaman Allah’a binlerce defa şükrederek, evlatlarımızı bağrımıza basalım. Kaç yaşlarına gelirlerse gelsinler, onları sarın, koklayın, öpün…Onlar bizlerin emanetleri, o emanetleri güzel yetiştirerek, sevmekten de hiç bıkmayalım. Yoksa birgün gelir başlarına birşey geldiği vakit, yerlerinin hiç bir şey ile dolmadığını anlarsınız.
Kaybetmeden değer verelim, yoksa kaybettiklerimize değer versekte hiç bir anlamı yoktur…


