18
May - 2012
Friday
SUBSCRIBE TO NEWS
SUBSCRIBE TO COMMENTS

Sesli Chat Evi Sesli sohbet Sesli Chat Sitesi

SesliChatEvi.Com Sesli Chat Evi Sesli Sohbet Sesli Chat Live Chat İçin Tıklayın..!

Archive for the ‘Genel’ Category

HAYATIMIZIN TEK ANLAMI ÇOCUKLARIMIZ OLMALI!..

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 25 - 2012ADD COMMENTS

BAŞLARINA BİRŞEY GELMEDEN ÇOCUKLARINIZIN KIYMETİNİ BİLİN

 

İnsanoğlu hayatı boyunca bir çok çile ve meşakkatlerle karşı karşıya kalmış ve neticesinde yoğrulmuş, hamken olgunlaşmıştır. Ömrünce ben hiç acı çekmedim diyen bir insan yoktur olamaz zatende..

 

Acılar, musibetler hayatın tadı ve biberidir. Ağlamayı bilmeyen bir insan, gülmeden de haz alamaz. Hep gülen insanında emin olun aslında içi kan ağlıyor, kendini güldürmeye çalışarak ayakta durmaya çalışıyordur.

 

Anlatmak istediğim şey, aslında her keder bizi hayata biraz daha bağlamalı. Her zaman beterin beterinin olduğpunu düşünmelisiniz. Her musibetten daha beteri vardır. Her acının daha çok can yakanı var…Önemli olan,  her sınavdan sonra kendimize çeki düzen vererek yeniden hayata sarılmak, içinde bulunduğumuz varlığımız ve eliimizde olanlar için şükretmesini bilmemizdir.

 

Benim hayata o kadar farklı bir bakış açım var ki!…Daha önceki yıllarda benim için kıymetli olan bazı şeyler,  gün gelir  gözümde kıymetsiz oluverirken, asıl kıymetli olan şeylere sarılırım. Biraz açayım ve sizlerde bir düşünün isterseniz.

 

Ufak, tepek şeylere çok sıkılır, kafayı çok takabilirdim. Çok hassas  bir yapım olduğu için çok kırılırdım. En küçük bir olay ya da moral bozan şey beni altüst edebilirdi. Ama artık bu gibi şeyler beni hiç üzmeyi başaramıyor. Çünkü daima beterin beterini düşünerek, Allah’a hamdetmesini öğrendim.

 

Hayatımdaki en değerli şey eskiden başkaydı, şimdi en değerli şey çocuklarım oluverdi. Ana, baba, kardeş, bacı, eş bunlar değerleri dolmayacak varlıklardır hepimiz için… Benim için de öyle ama şimdi anlıyorum ki evlat hepsinden daha değerli ve önemli. Anne ve baba evladı için hiç düşünmeden canını verir değil mi? Peki Allah korusun  evladınızın canı yansa, başına bir musibet gelse ne yaparsınız? Onun çektiğinin bin misli daha büyük sancıyı siz anne ya da baba olarak çekersiniz.

 

Mevlam herkese evlatlarını bağışlasın. Kimseleri evladı ile de imtihan etmesin. Hayattaki en değerli varlıkların kıymetini bilin. Ufak, tepek şeylere kafayı takmayıp,  onlara bir şey olmaması için dua ve niyazda bulunun. Gelecekleri ile ilgili çalışın ve çalışkan, dürüst evlatlar yetiştirmek için uğraşın. Anne ve baba, ana, baba olduktan sonra asıl sorumlulukularını bilmeli ve hayata onlar için odaklanmalıdır. Evvel emanet ve  mükellefiyetimiz evlatlarımızdır.

 

Şuanda düşünüyorumda evlatlarım olmadan önce her şeye boşa sıkılmış, kafayı takmışım. Aslında asıl önemli olan dünya hayatında, insanlar arasında onlar bizim için. Ayağı kanasa canım yanıyor ve düşünüyorum daha önce hiç bir şey canımı bu kadar yaktı mı diye? Hayır yakmamış. En derin yara Allah muhafaza evlatınızın başına bir şey gelmesidir. Bunu da Allah ne bana, ne de hiç bir kuluna yaşatmasın. Çocuklar masum, onlara bir şey olmasın.

 

Mal, mülk, para, şan, şöhretsiz yaşayabilirsiniz ama sağlık olmadan olmaz. Aynen evlatlarınız varsa emin olun,  onlar olmadan da yaşayamazsınız.

 

Bazı ana ve babaların kalplerinden merhamet, çocuk sevgisi alınmış ki, evlatlarını sokağa atabiliyorlar. Evlatlarına zulüm edebiliyorlar. Evladını doğurup, çöpe bile atanlar var,  ama inanın öyle ana ve babalar çoz az. Çünkü onlar doğarken vijdansız doğmuş olmalılar. Yoksa herkes için evlat çok öte bir şeydir.

 

Çok farklı bir durum daha var. Kimi kadınlar, başka koca için çoluğundan, çocuğundan geçiyor, kimi babalar da başka kadın için çocuklarından geçiyorlar ya, işte bu karekterdeki insanlar da hem vijdansız hem de yüreği kara insanlardr. Çünkü evladın yerine insan ana ve babasını bile koyamazken, elin insanı için evlattan geçilir mi? İşte bu gibi şahsiyetler,  dünyada sadece nefsi ve hevası için yaşarlar. Nefislerinin istediği için, değil evlat, dünyayı satarlar.

 

Evlenirken eşine deli gibi aşık olan bir anne, bebeği dünyaya geldiği vakit, o aşkın tümünü evladına verir. Elinde değildir, artık evladı onun tek aşkı oluvermiştir. Ondan değerli ne eşi, nede hiç bir şey yoktur artık.

 

O zaman Allah’a binlerce defa şükrederek, evlatlarımızı bağrımıza basalım. Kaç yaşlarına gelirlerse gelsinler, onları sarın, koklayın, öpün…Onlar bizlerin emanetleri, o emanetleri güzel yetiştirerek, sevmekten de hiç bıkmayalım. Yoksa birgün gelir başlarına birşey geldiği vakit, yerlerinin hiç bir şey ile dolmadığını anlarsınız.

 

Kaybetmeden değer verelim, yoksa kaybettiklerimize değer versekte hiç bir anlamı yoktur…

 

 

ÖNCE BOŞANDILAR, ERTESİ GÜN BİRLİKTE İNTİHAR ETTİLER!..

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 22 - 2012Yorumlar Kapalı

Karaman’da birgün önce boşanan çift, boşandıklarının ertesi günü birlikte intihar ettiler. Karaman’da meydana gelen olayda , üç çocuk sahibi çift,  dün resmi olarak boşandılar. Bugün ise, saat 16:00 sularında bir sarraf dükkanında birlikte intihar ederek, ölmek istediler. Ama Allah’tan hastaneye esnaf tarafından yetiştirilerek kurtarıldılar.

 

Üç çocuk annesi olan Yadigar Teber (33) ile dün boşandığı eşi Uğur Teber(39) çifti,  boşandıklarının ertesi günü birbirlerinin hasretine dayanamayarak belki de intihar ederek ölmek istediler.

 

Yadigar Teber,  devamlı gittiği saatçiye giderek saatlere bakmaya başladığı sırada, dün boşanmış oldukları eşi Uğur Teber’de saatçiye elinde böcek ilacı ile geldi ve ne olduysa o an oldu. Yadigar Teber, eşinin elindeki böcek ilacını alarak içti, esnaf intihar eden kadını kurtarmaya çalışırken, Uğur Teber’de ilacın geri kalanını içerek intihara kalkıştı. Hemen hastaneye yetiştirilen çift, kurtarıldı.

 

Ambulans ile hastaneye kaldırılan çiftin sağlık durumlarının iyi olduğu bidirildi.

 
%

BU NASIL BİR HAYRANLIK, FANATİKLİK SİZCE?

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 20 - 2012ADD COMMENTS

Geçtiğimiz gün ünlü dizi oyuncusu Çağatay Ulusoy, Etiler’den arabası ile evine giderken, sevilen oyuncuyu gören genç kızlar arabanın önünü keserek haykırmaya, bağırmaya,  ağlamaya başlamışlar.

 

Genç kız hayranlarının bu ani tepkisi karşıında ilk önce arabasının camını açmayan Ulusoy, sonunda hayranlarının ağlamalarına dayanamayarak camı açmış. Oyuncunun posterlerini bir anda çantalarından çıkaran  genç kızlar, hepsini Ulusoy’a imzalatmışlar.

 

Trafik biranda altüs olmuş. Bir süre trafikte genç hayranları ile ilgilenmek zorunda kalan Ulusoy, sonra evinin yolunu tutmuş. Oyuncu evine hızla uzaklaşırken, arkasından genç kızlar çığlık atarak  ağlamaya devam etmişler.

 

Pes yani gerçekten pes bu gençliğe!.. Ben bu aşırı ilgi ve hayranlıktan, fanatiklikten korkuyorum. Bir oyuncuya bu kadar sevgi ve ilgi gösteren, arkasından hıçkırıklara boğularak ağlayan gençlere de çok üzülüyorum. O da sizin gibi aciz bir insan… İşi icabı oyunculuk yapıyor ve o da sizler gibi dokuz ağlık. Bir oyuncuya bu aşırı sevgi ile bağlanan gençlerimiz,  Allah sevgisinden anlaşılan mahrum kalmış olacaklar ki, bir oyuncu karşısında bu acayip sevgi seline kapılıyorlar.

 

Sakın bana kızmayın!…Ne sanatçılar, ne oyuncular, nede hayranlık duyan insanlar kızmasın. Ben de bazı oyuncuları beğeniyorum, bazı şarkıcılara hayranlık duyuyorum. Bundan tabi ne olabilir? Ama her şey dozunda ve ayarında olursa güzeldir. Fazlası fanatiklik değil, hastalıktır.

 

Sevdikleri oyunculara, şarkıcılara tapıyormuş gibi bir yaklaşım içerisinde bulunan hayranlar,  sevginin ve ilginin dozunu, ayarını bir hayli kaçırıyorlar.

 

Asıl sevmemiz ve böyle delicesine ağlayarak, hayranlıkla öğrenmemiz gerekenler; ancak bizim Rabbimiz,  Peygamberimiz ve Allah dostlarıdır. Bir insanın bir insana mesleği ne olursa olsun haddinden fazla eğilip, bükülmesi de çok yalnış ve günahtır.

 

Bu benim kendi fikrim, dileyen sevsin, dileyen tapsın….Ben uyarak görevimi yapayım da, gerisi ve neticesi beni hiç bağlamaz.

BÜYÜK BİR FELAKETTEN KURTULDUK!..

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 19 - 2012ADD COMMENTS

Tüm İstanbullulara büyük geçmiş olsun. İnanın bu defa ucuz atlattık ama bir daha ki sefer bu kadar şanslı olabilirmiyiz bilemiyorum.

 

İstanbul’da dün öyle saatlerinde büyük bir fırtana koptu. Herşey bir anda oluverdi. Ağaçlar bile yerinden çıktı. Her şey savruldu. Resmen toz , kum fırtınası gibi birşeydi. Gökyüzü tamamen o anda toz içerisindeydi ve gözükmüyordu.

 

Allah beni ve çocuklarımı korudu. Büyük bir felaketten hamdolsun ki sağ salim çıkardı bizleri.

 

Fırtına çıktığı vakit ben de,  çocuklarımla alışverişe çıkmıştım. Biz evden çıktık,  on dakika sonra fırtına çıktı. Hamdolsun ki o an dolmuştaydık. Eğer denize yakın bir yerde oturuyor olsaydık,  belki de başımıza büyük bir felaket gelebilirdi. Fırtına esnasında yollara;  ağaçlar, inşaatların tepesinden düşen kocaman kocaman tahtalar  düşmüştü. Fırtına insanları savuruyordu.

 

Hepimize büyük geçmiş olsun. Mevlam bu kez de bizlere ucuz atlattırdı. Bence,  biraz ahiret için düşünmemizim vakti geldi de geçiyor. Eğer bir gün bir tusunami ya da deprem felaketinden yara alıp, veya da kurtulamama gibi,  mazallah sevdiklerimizi kaybetme gibi bir acı başımıza gelebilir. Ve o zaman bu defa olduğu gibi de kader yüzümüze gülmeyebilir.

 

Allah’ım hamdolsun ki sana, bir kere daha kullarının kalbine korku salarak azabını hatırlattın. Ve bizi bu işaretten, ikazdan da yara almadan kurtardın.

TALİHSİZLİKLER BUGÜNLERDE ÜST ÜSTE GELİYOR!…

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 18 - 2012ADD COMMENTS

Geçen gece sizlere çok güzel bir  makale hazırlamış ve sitemizde yayınlamıştım. Hz. Mevla’dan seçmeler başlıklıydı. Her bir kelimesi, satırı için bir hayli yorulmuş ve özenle sizlere sunmuştum.

 

Hz. Mevlana’nın hayata bakış açısı, merhameti, paylaşımı, sıcak yürekliliği ile anlamlı söz ve nasihatleri ile insanlara  islamı sevdirmesinden, gerçek dostluğunu kadar, nasihatlerinden, acılarına kadar her şeye yer vermiştim.

 

Ancak,  dün sitemizin sunucusundan gerçekleşen bir arıza nedeni ile, DNS ayarları nedeniyle yazım tamamen silinmiş, hatta taslak kayıtlarından bile silinmişti. Keşke yazıyı yayınlamadan önce taslaklara kaydetmiş olsaydım. Onu da yapmadım. Direk sitenin admin yazı bölümüne yazıp, fotokobisini tutmadığım için böyle de bir talihsiz olayla karşılaştım.

 

Neyse sağlık olsun, inşallah aynı sevgi ve maneviyatla tekrar Hz. Mevlana’dan Cenab-ı Allah bana bahsetmeyi nasip eylesin.

HERGÜN EĞZERSİZ YAPARAK SAĞLIKLI OLABİLİRİZ!

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 15 - 2012ADD COMMENTS

HAYDİ SPOR YAPMAYA

Sağlıklı bir vücut, zinde bir beden için ve en önemlisi de bağışıklık sisteminizin güçlenmesi için, formda kalmak için mutlaka hergün düzenli olarak spor yapmalı veya da yürümelsiniz.

 

Günlük yapacağımız eğzersiz ve spor hareketleri bizleri zinde kılarak  daha sağlık bir fizike ulaşmamızı sağlar. Spor yapmak için illa ki spor salonlarına, spor aletlerine para dökmenize de gerek yoktur. Evinizde, kendi kendinize de yapacak olduğunuz eğzersizler de aynı işlemi görür. Mesela günde yarım saat hızlı tempoda yürüyüş, yine yarım saat evde oturduğunuz ya da yattığınız yerde yapacağınız spor hareketleri ile de ayını işlemi gerçekleştimiş olursunuz. Sadece hızlı ve düzenli yaptığınız eğzersizler size istediğiniz sağlığı ve sağlıklı görüntüyü bedava verebilir.

 

Hergün düzenli mekik çekmeniz ve bunu 50 ya da 100 kez yapmanız bile, yarım saatlik zaman ayırarak yürümeniz, istediğiniz her hangi bir kaç eğzersiz hareketleri uygulamanız yeterlidir. Para harcamadan, sağlığımız için, göbek bağlamamak, kilo almamak için, sağlıklı bir bedene ulaşmak için haydi evde spor yapmaya…

 

Spor salonlarına harcadığınız para, zayıflamak uğruna aldığınız zararlı zayıflama haplarıda artık kabusunuz olmayacsak. Sağlıklı  ve zinde, evinizde, kendi kendinize istediğiniz sonuçlara ulaşabilirsiniz.

 

Haydi ne duruyorsunuz spor yapalım ve formda kalalım. Aç kalmadan da, para harcamadan da emellerimize ulaşalım. Üstelik bu şekilde daha pozitif ve mutlu bir insan olacağınızda kesin!..

 

YEDİĞİMİZ SEBZELERDE ZEHİRLİ ÇIKTI!..

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 14 - 2012ADD COMMENTS

TARIM VE GIDA BAKANLIĞI ALARMDA

 

Tarım ve Gıda Bakanlığı alarmda!..Son günlerde bakanlık harekete geçti. Önce sahte bal operasyonu, ardından halka yedirilen etlerin kontrolü ve son olarakta sebze ve meyve denetlemeleri gerçekleşti. Balın sahtesi, etin hilelisi derken acı ama sebze ve meyvelerinden kimyasal zehirlisi olduğu öğrenildi.

 

Keşke bu yazılanların hepsi bir iddia olsa ve gerçek olmasaydı Ama inanın hepsi gerçek tonlarca sebze kimyasal ilaç kalıntısı taşıdığı için, resmen bir zehirli bomba olduğu için imha edildi. Şükür ki denetlenerek ilaçlı olduğu ortaya çıktı, yoksa sofralarımızda zehirli ilaçlı sebzeleri sebze sağlıklı diyerek, üç öğün tüketmiş olacaktık.

 

Antalya’da seralarda gerçekleşen denetlemelerde tonlarca çarliston ve sivri biberlerin ilaç kalıntısı taşıdığı için Tarım Bakanlığınca denetlenerek, biberler imha edildi. Bakanlık sebzelerde denetlemeleri devam ettirecek.

 

Hani diyoruz ya, son yıllarda kanser vakaları giderek artıyor, bebek ölümleri giderek artyor, hamilelerde düşükler artıyor, erken doğumlar çoğalıyor diye, alın işte bütün bunların sebebi yediklerimizin GDO’lu ve kimyasal ilaçlı olması. Bomba bana göre, hepsi gizli birer bomba…

 

Bu tür sebzeler tüketildiği vakit, ölümcül vakalar, doğmamış bebeklerde anormallikler, kanser vakaları, düşük problemleri, erken doğumlar, bebek ölümleri gerçekleşmektedir. Şişmanlık, obezliğin sebeplerinden biri de budur. Bu ilaçlı gıdalar nasıl sebzeleri şişirip, erken büyütüyorsa insanları da şişirerek obezleştirmektedir.

 

Bizler de sebze ve meyve sağlıklı diye, en çok sebze tüketiyorduk. Gördük ki,  artık yediğimiz, içtiğimiz herşeyde zehir mevcut. Acaba, bunları üreten, bilerek satanlar Ahiret hayatını hiç düşünmüyorlar mı? Beş kuruş fazla para kazanmak için, neden bu caniliği yapıyorlar. İnsan sağlığını bu denli etkileyen bu kimyasal tarım ilaçlarını kullanarak, insanların sağlığı ve canıyla oynuyorlar? Bu katillik değil de nedir?

 

Tarım ve Gıda Bakanlığı’mıza bu denetlemelerinden dolayı teşekkür ve dua ediyoruz. Yoksa bilmeden soframızda gıda yerine zehir tüketecektik.

İkinci eşinden boşanan emekli trafik polisi boşanmasını mahalleliye tatlı dağıtarak kutladı. Balıkesir’in Bandırma ilçesinde emekli trafik polisi Cavit Aydınaslan 32 yıllık eşi vefat edince, arkadaş tavsiyesi ile Serap Aksoy ile evlendi. İlk günlerde güzel giden evlliliği bir anda kabusa dönmeye başladı. En sonunda dayanmayan Cavit Aydınaslan, boşanma davası açarak boşandı ve boşanmasının şerefine de mahalleliye tatlı dağıttı.

 

Boşanmasının ardından evinin önüne kurduğu masaya tulumba tatlılarını küçük kutulara koyarak mahalleliye, gelip geçenlere ikram etti. İlginç bir şey daha vardı ki, tatlıları ikram ettiği masanın yanına da bir pankart asarak şu yazıları yazdı:

 

“Beni bu hale getirenler şeytanlarından bulsun. Kurtuldum ya Rabbim’e şükürler olsun.” yazan Cavit Aydınaslan, yaşadığı sıkıntılı evliliğini de şöyle anlattı:

 

“İki buçuk yıl süren evliliğimde eşim sadece 6 ay yanımda kaldı. Devamlı annesinin yanında kalıyordu. İki yıl annesinde kaldı. Boşanmak istedim, kendisi boşanmayı istemiyordu. Dırdırları çekilmiyordu. Bu sebeple kararımdan vazgeçmedim. Boşanmam gerçekleşirse de mahalleliye tatlı dağıtacağım diye de adakda bulundum. Sekiz ay süren boşanma davasının ardından da, “Ofbe kurtuldum” dedim. Adağımı yerine getirdiğim için de mutluyum.”

Haber Kaynağı: Posta

 

İlk defa böyle boşandığı için sevinen bir eş görüyorum. Allah kimseye boşanmak isteyecek, boşandığı zamanda sevineceği eşler vermesin. Hayırlı hayat arkadaşları ile karşılaştırsın. Bir insan boşanmasının ardından tatlı dağıtıpta, intizar ediyorsa muakkak çok canı yanmış demektir.

TESETTÜR GİYİM MARKALARI VE ŞIKLIK!..

Posted by Sesli Sohbet On Nisan - 11 - 2012ADD COMMENTS

Son zamanlar da tesettür markaları giderek çoğalmakta..Aynı zamanda bu markaların online satışları da mevcut. Yani çalışan ve dışarıya  her vakit çıkamayan bayanlar internetten tesettür markalarının tümüne online ulaşarak sipariş verebilirler.

 

Benimde son yıllarda favorim olan  bir tesettür markası var, hatta bir değil bir kaç tesettür markasından alışveriş yapmaktayım. Tesetürlü bayanların aradığı herşeyi bulabilecekleri ve beğenebilecekleri her şey var bu marka mağazalarında. Hemen hemen her ilde de mağazaları mevcut bu markaların.

 

Bir bayan olarak yıllardır alışveriş yaptığım, tercih ettiğim ve tercih ettiğimden dolayı da asla pişman olmadığım markalardan ilki tabii ki;

Armine Giyim

Aker  Giyim

Kayra Giyim

 

Açıkcası Armine ve Kayra’da aradığınız her çeşit tesettür giyimi bulabilirsiniz. Her zevke, her renk sevene hitap eden giyisiler mevcut. Aker’de de inanılmz güzel eşarp ve  çanta çeşitleri  var. Belki çok miktarda tesettür giyim olmasa da inanılmaz şık ve nadide seçebileceğiniz tesettür giyim modelleri var. Eşarp desenleri ile çanta modelleri ile  benim gönlüme  hitap etmektedir.

 

Armine Giyim’de de aradığınız herşeyi bulabilirsiniz. Binbir çeşit eşarp modelleri, pardesü, takım, tunik, kap ve çeşit çeşit tesettür etekleri var… Tamamen tesettürlü bayanların durağı ve odağı diyebiliriz. Her çeşiti ile türbanlı bayanlara hitap etmektedir. Uygun takımlar, uygun pardesü modelleri ile her cüzdana göre çeşit var.

 

Kayra Giyim diyince inanın aklıma ilk moda ve cazibeli renk ve modeller geliyor. Son derece şık, son derece trend ve son derece inanılmaz hoş çeşitler mevcut. Sadece tesettür giyim de var, ayrıca tüm kadınlara hitap eden giyim çeşitleri de var. Üstelik, bu marka yıllardır dışarı ülkelere ihraç ederek ülkemizi temsil ediyor. Şık olmak isteyen, moderen ve tesettürlü giyinmek isteyen, modayı takip eden bayanlar muakkak Kayra Giyim’e uğrasın.

 

Armine Giyim, Kayra Giyim ve Aker Giyim’le göz doldurabilirsiniz.

 

Hem tesettürü dinimize uygun icra ederek hem de trend modelleri bulabileceğiniz, tesettürlü iken şık nasıl olunurmuş gösterebileceğiniz en kaliteli ve göz odağı markaları sizlerle paylaşmak istedim. Hani başında türban olan herkesi hakir görüyorlar ya, onlara hitaben diyorum ki;

Biz başımızda Allah’ın emri türbanla ama o türbanı hakkı ile örterek ve emredildiği gibi giyerek de şık ve moderen olabiliyoruz. Hep örtülü bayanı rüküş görürler ya biz aksi hem moderen hem de şıkız.

 

Üstüne basa basa yazalım ve daima ikaz edelim ki;

Başlarında yarım yamalak türban varken, altlarında tül çorapla bacakları ben burdayım diye bağıran türbanlılardan olmayın.

Yine başlarında şal varken, parmaklar ojeli, bacaklar yarıdan fazla çıplak türbanlılardan olmayın.

Başlarında yarı çıplak açık şal ve boyunları açık türbanlılardan olmayın.

 

Ya tamemen açılalım, ya da tamamen İslama uygun tesettüre bürünelim. Emredildiği üzere mahrem olan, ilgi çeken kadınsı uzuvlarımızı kapatarak da; şık, moderen ve dindar tesettürlü olabiliriz. Türbanlıyız diye de asla kendinizi savmayınız, dağıtmayınız. Kadın daima hoş ve bakımlı olmalıdır.

 

Güzel olan herşeyi sizinle paylaşmaktan çok hoşnut oluyorum…

Bir haftaya yakın bir zamandır yazamıyorum..Her gün fırsatım olsada keşke sizlerler yazılarımı paylaşabilsem. Ama daha önemli sorumluluklarım var ki, onlarda çocuklarım ve ailem! Tabi yazmak isteyipte yazamamak da çok zor. Bugün bazı gençlerimizin başında esen kavak yellerine deyinmek istiyorum. Bütün ve genel olarak değil tabi ama bir kısım gençlerimizin başında kavak yelleri estiği de bir gerçek.

 

Gençlerimiz, çocuklarımız hepimizin geleceği amma velakin bizler onları büyütürken, yetiştirirken bazı yalnışlar yapıyoruz galiba? Ya da alttan alalım derken, çocuklarımızı bir çıkmaz yola sürüklüyoruz. Her isteği yapılan bir çocuk, her istediği yerine gelen bir birey ileri ki yaşamında da hep anı şeyin olmasını ister. Yani yine her istediğinin yerine geleceğini düşünür veya da bunun böyle olması için bir çok yalnışlara bulaşabilir. Yokluğu bilmEyen, hep varlıkla büyüyen bir çocuk ne yok olduğunda yoktan anlayabilir, nede varlığın kıymetini bilebilir. Yalnış hangisi, doğru nedir? Bu soruların cevaplarını daha ağaç yaşken eğerek öğretmeli ve sıradıl müstakim üzere evlatlar, gençler yetiştirmeliyiz.

 

Bütün bu sorumsuz yaşadığı, her istediğinin varolduğu ortamdan çıkan çocuk aslında kimi zamanda herşeye sahipken, sevgiden mahrum bırakılır. Her şeyi veren aile aslında ona sevgi ve aile sıcaklığını buram buram tatdıramamışdır. Eee bu eksikliklerin içinde dünya varlığından da faydalanmaya çalışan genç ve gençler,  Allah muhafaza kötü yollara batabilir ve muhtaç olduğu sevgi ve ilgiyi bir takım yalnış yollarda arıyarak; uyuşturucu, alkol ve sigara gibi öldürücü şeylere bulaşabilir.

 

Aile de sanırki çocuğuna her istediğini veriyor. Bu durumların zıddı da var tabii ki; bazı çocuk ve gençler annesiz, babasız hayata devam ettirilerek yaşamak zorunda bırakılır. Ya da anne ve babası ayırılan gençler psikolojik bir takım sorunlarla başbaşa kalabilir. Bunun gibi bir takım sorunlr içerisinde yaşayan gençler ve çocuklarda netice de yine bazı bataklıklara batabiliyor. Ya da aiesizliğin acısını şiddet yolları ile çıkarmayı, acısını başkalarından çıkarmayı deneyebilir.

 

Allah korusun,  şöyle bir bakarsak ve düşünürsek çocuklarımızın da, gençlerimizin de yalnışlarının ve başlarında esen kavak yellerinin sorumlusu baş nedeni yine biz ebebeyinleriz. Çocuk yetiştimesini bilmeyen ebebeynler çocuklarına sevgi ve saygıyı da telkin edemiyor. Kimi çok seviyor, her istediğini yapıyor ve bu şekilde yalnış yapabiliyor, kimisi de sevgi değil para sunuyor, kimileri kendi egoları için ayrılarak çocuğu bir boşluğa itiyor, kimi çocuklarda mutsuz ailelerde mutsuzluıuğa mahkum ediliyor. Aslında hepsinin ana kaynağı orta yol bulmamak ve düzeyinde sevgi , ilgi ve alakayı sunamamak. Ama hepsinden evvel  Allah korkusu, sevgisi, din kaidelerini, haramı, helali öğretmemekten kaynaklanmaktadır.

 

Dinini, Allah’ını bilmeyen, haram, helal, günah, sevap bilincinden bi haber olan çocuk ve gençler dünyanın baş karekteri olduğunu düşünerek, her yalnış fiili deneyi veriyor. Allah korkusu ve sevgisinden mahrum olduğu, bilmediği için de , kendine göre, kendi bildiği doğrular ile yaşamaya çalışıyor. İşte o vakit yeni nesil büsbütün çürük  nesil olabiliyor.

 

Devlet büyüğümüzün, ” Biz dindar nesil yetiştirmek istiyoruz” demesine kızan ebebeynler ve bireyler neticesinde kapkara bir dünyada hayatını devam ettirmeye devam ediyor. Kendilerine hoş ve güzel gözüken kara dünya nihayetinde yalnışlar ve içinden çıklmaz bir yaşam ile çürük nesillerin de devamı ile karşımıza çıkı veriyor.

 

Dindar nesil bize göre; sadece kara çarşaf, türban, cübbe, sarık değildir. Siz böyle anladığınız için böyle yoruyor olabilirsiniz. Ama dinadar nesil önce Allah korusu ile varolan vijdanlı gençler, dinin temel öğütleri içerisinde varolan güzel ahlak kaideleri ile gelişen nesildir bizim tabirimiz. Allah korkusu, vijdan, güzel ahlakta ancak dinden, imandan dolayı gelişip, büyür ve sonucunda bilinçli, ahlaklı, vijdanlı, dürüst gençleri oluşturur.

 

Nasıl yorarsanız yorun ama doğru kapı hep aynı yöne açılır. Güzel büyüyen, güzel eğilen, edeple , intizamla yetiştirilen gençlik bizim en güçlü geleceğimizdir. Bütün bu temellerden, sevgiden, aileden, orta yolu bulamamaktan varolan yalnışlarımızla biz kendi sonumuzu kendimiz  yaratıyoruz.

 

Şöyle bir düşünün bakalım; acaba ülkemizde polis, karakol, adalet, yargı ve cezalar olmasaydı neler olurdu?  Mazallah millet birbirini öldürürdü. Nede olsa sonucunda yargı yok diyerek, herkes birbirine kıyar, bin bir çeşit bataklıklar varolurdu. İşte Allah korkusu da bunun gibi, insanı daha doğumundan,  ölümüne kadar tüm hata ve günahlardan koruyucu bir kalkandır. Allah’tan korkan, her kötülükten de çekinir. Ama Allah korkusu da, Allah sevgisi ile eğitilerek kazandırılır. Allah’ı sevmeli, bilmeli, inanmalıdır ki  korksun.

 

Aileler, ebebeyinler önce kendilerini eğitmeli, ardından evlatlarını terbiye edip eğitmelidir. Atalarımızın dediği gibi; Ağaç ancak yaşken, yani fidanken eğilebilir. Büyüyen, dal salan, kuvvetlenen ağacı kırmadan, kesmeden asla eğemezsiniz.